loader image

Milli Parklar Kanunu – Genel Kurul Konuşması

İlk imzacısı olduğum “Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar İle 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin tümü üzerine AK Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Heyetinizi ve Aziz Milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken idrak edeceğimiz Ramazan-ı Şerif’in tüm İslam alemi için hayırlı ve mübarek olmasını diliyor, Ramazan ikliminin mazlum gönüllerin inşirahına, zalimlerin ve destekçilerinin inkırazına vesile olmasını niyaz ediyorum.

Görüşeceğimiz kanun teklifimizin yasalaşmasıyla birlikte teklife konu alanlar için çevre koruma politikalarında daha etkin ve sürdürülebilir bir dönem başlayacak. Ülkemizin doğal mirasını koruma yolunda önemli bir adımı daha atmış olacağız. Bu vesileyle Teklifin Genel Kurul’a gelmesinde ilk günden itibaren tüm emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum.

Milli parklar, tabiat parkları ve diğer koruma alanlarının, yaban hayatının ve biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması faaliyetleri her zaman için Hükümetlerimizin öncelikli hedefleri arasında yer almıştır.

Korunan alanlarımızın sahip olduğu kaynak değerlerinin korunması, geliştirilmesi ve uzun dönemde devamlılığının sağlanması maksadıyla alanlarımıza son 23 yılda güncel rakamlarla 22 milyar TL yatırım yapılmıştır. 2026 yılında da 11.1 milyar TL doğa koruma faaliyetlerine harcanacak, korunan alanların sayı ve nicelikleri arttırılacak, halkımızın ülkemizin doğal güzelliklerinden daha etkin faydalanabilmesi sağlanacaktır.

  • 2002-2026 yılları arasında;
  • 33 olan milli park sayımız 50’ye,
  • 17 olan tabiat parkı sayımız 275’e,
  • 89 olan tabiat anıtı sayımız 112’ye

toplam korunan alan sayımız 172’den 692’ye çıkarılmış

ve zengin biyolojik çeşitliliğimizin korunması için kritik adımlar atılmış, halkımızın nefes alabileceği, doğayla baş başa kalabileceği daha fazla alan oluşturulmuştur.

İklim değişikliğinin getirdiği olumsuz durumlara karşı sulak alanlarımız koruma altına alınmış, koruma altındaki sulak alan sayımız 9’dan 138’e çıkarılmıştır. Sulak alan yüz ölçümümüz ise 159 bin hektardan 1 milyon 755 bin hektara yükseltilmiştir.

2002’de 20,8 milyon hektar olan orman varlığımız bugün 23,4 milyon hektara ulaşmıştır. 2002’den bugüne aziz vatanımızın dört bir yanına 7,5 milyardan fazla fidan dikilmiştir.

Bu rakamlar; bütüncül bir niyeti, tercih edilen politikayı ortaya koymaktadır. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde yerli ve millilik anlayışının bir tezahürü, milli güvenliğin mütemmim cüzü ve Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun gereği olarak Gök Vatan, Mavi Vatan ve Yeşil Vatan kavramlarını ortaya koyduk. İstiklal ve istikbal mücadelemize, yatırımlarımıza, projelerimize, eserlerimize bu doğrultuda yön verdik, veriyoruz.

Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile uluslararası düzeydeki doğa koruma ve korunan alanların yönetim anlayışında zamanla birçok gelişme olmuştur. 1983 yılında yayımlanan 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu; bu doğrultuda, zaman içerisinde ortaya çıkan ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kalmıştır.

6831 sayılı Orman Kanunu ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu başta olmak üzere diğer kanunlarda yapılan değişiklikler ile de uygulamada özellikle uyum noktasında sorunlar yaşanmaktadır.

Yasal düzlemdeki bu ihtiyaçların yanı sıra doğa korumadaki bütüncül yönetim yaklaşımının daha ileri seviyelere getirilmesi, hassas koruma gerektiren milli park alanlarında daha etkin korumanın sağlanması, uluslararası düzeydeki doğa koruma ve korunan alanların yönetim anlayışındaki gelişme ve değişimlerin karşılanabilmesi gibi gereklilikler sebebiyle mezkûr kanunlarda değişiklikler yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

Hazırlanan Teklif ile sahip olduğumuz zenginliklerin korunması için;

  • milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanlarının ilanı ve yönetimi gibi hususlarda değişiklikler yapılması,
  • biyolojik çeşitlilik, yaban hayatı, kara av kaynakları ile orman içi su kaynakları, dere, göl, gölet ve sulak alanlar ve hassas bölgelerin tespiti, korunması, geliştirilmesi,
  • kara avcılığının düzenlenmesi ve yönetilmesi,
  • doğa turizmi potansiyelinin artırılması amaçlanmıştır.

Bu bağlamda, ülkemizin en önemli korunan alan otoritesi olan Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü; 2024 yılında yayımlanan 175 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle kamu tüzel kişiliğini haiz, özel bütçeli bağlı kuruluş olarak yapılandırılmıştır. Bu sayede sorumluluk alanına giren konularda daha etkin, kaliteli ve hızlı hizmet sunulabilecek bir statü kazanmıştır. 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu’nda teklif ile yapılacak düzenlemeler ile de bu durum daha üst seviyelere taşınacaktır.

Yine Teklif ile; korunan alanlarımızın kaynak değerlerinin korunması ve koruma kullanma dengesi içerisinde etkin bir ziyaretçi yönetimi yapılması, ziyaretçilerin temel ihtiyaçlarını gidermeye yönelik gerekli alt ve üst yapı tesisleri ile alan düzenlemelerinin hızlı bir şekilde tamamlanması, ziyaretçilere farklı alternatifleri sunacak koridorların oluşturulabilmesi için korunan alanların bölgesel bazda iyi planlanması, projelendirilmesi ve yönetimi amaçlanmaktadır.

23 yılın sonunda, korunan alanlara gelen yıllık ziyaretçi sayısının yıldan yıla artarak 5 buçuk milyondan 70 milyona ulaşması hem bu düzenlemelere neden ihtiyaç duyulduğunu hem de vatandaşlarımızın yaptığımız çalışmalara olan teveccühünü ortaya koymaktadır.

Özetleyecek olursak; Teklif ile doğa korumadaki bütüncül yönetim yaklaşımının daha ileri seviyelere getirilmesi sağlanacak, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğümüzün güçlendirilmiş yeni teşkilat yapısı ve yeni statüsüyle hukuka aykırılıklara karşı mücadele edebilmesi için daha caydırıcı mevzuatla desteklenmesi mümkün olacaktır.

Ak Parti; kuruluşunun 15. ayında iktidar olmuş, çeyrek asırdır ait olduğu tarihe ve coğrafyaya yön vermiş bir harekettir. Liderimiz daha o günlerde; Ak Parti’den sonra bu ülkede hiçbir şey eskisi gibi olmayacak demişti ve öyle de oldu. Artık Türkiye eski Türkiye değil.

Çünkü bugün; gündemi belirlenen değil, gündem belirleyen, krizlerde çözüm için kapısı çalınan, hamleleri dikkatle takip edilen, nerede zulüm varsa karşısında duran, barışın banisi ve garantörü bir Türkiye var.

Artık bölgesel bir güç, küresel bir aktör olma yolunda emin adımlarla yürüyen bir Türkiye var.

Bu saatten sonra Türkiye; manda sevicilerin, şahsi istikbal peşinde koşanların değil; 2053’ü 2071’i hedefleyenlerin, millete hizmeti şiar edinmiş; Türkiye Yüzyılına inanların vatanıdır.

Bu duygu ve düşüncelerle Kanun teklifimizin hayırlı olmasını diliyorum. Teklifin, emanetçileri olduğumuz doğanın gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde ulaşmasına vesile olmasını temenni ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR